Dünya son bir aydır bilimkurgu filmlerinden fırlamış bir senaryoyla karşı karşıya. İzlediğimiz dizilerin sahnesinin gerçek hayatına uyarlanması gibi bir hayat yaşıyoruz. Korkutucu bir hız ve sinsilikle bulaşan Korona virüsü henüz tedavisi bulunamadığı için binlerce kişinin ölümüne sebep oldu. Filmlerde bu senaryoları görmek bile bizi gererken şimdi gerçeği ile karşılaştık. Zihnimiz ise bu konuda tam anlamıyla bir savaş modunda. Aklıselim düşündüğümüzde bir yanımızla o kadar da önemli olmayabilir mi acaba diyoruz. Özellikle sokakta henüz hastalığın görülmediği ülkelerde bile maske takıldığını, yolda öksüren birinden fersah fersah kaçıldığını gördüğümüzde bu korkuya hak veriyoruz.

 

Psikolojik olarak olayı ele alırsak durumun ne kadarına gerçekten hazırlıklı olmalı, ne kadarının da psikolojik kaosun doğurduğu bir korku oluğunu iyi anlamalı ve gereksiz kaygılardan da uzak durmalıyız.

Bunun için önce biraz korkuyu tanıyalım ardından da neler yapabileceklerimize tek tek göz atalım.

 

Bilinmeyen Korkutur

İnsanın en büyük silahlarından biri bilgidir. Bizler bilgilerimiz ve o bilgiyi işleyişimiz ile şu anki konumumuza geldik. Bilinmeyen de o kadar korkutur. Belirsizlik gerek zaman gerek süreç dolayısıyla kaygıyı arttırır. İnsanlığın bilgiye ulaşmak da basit sorularla meydana geldi; ne, nasıl ve neden gibi. Şimdi aynı soruyu Korona virüsüne de soruyoruz. Ne olduğunu az çok anladık. Soğuk algınlığı gibi belirtileri olan bir hastalık. Nasıl bir hastalık olduğunu da görebiliyoruz. Peki ya neden? Nedeni sağlık uzmanlarının işi. Henüz nedeni tam açıklanmadığı için bilinmezlik korkusuna da düşüyor olabiliriz. İşte bu durum bazı kişileri dehşete düşürüyorken bazıları çiyin de önemli ama sıradan bir durum gibi görünüp aynı etkiyi yaratmıyor. Peki bu tehtidin ne kadarı gerçek, ne kadarı korku ürünü?

 

Gerçek Bir Tehdit Olabileceği İhtimali

Nedenini bilmediğimiz gibi sonucunu da bilmiyor olabiliriz. Çoğu filmde olduğu gibi bu virüsü nasıl iyileştirebileceğimizi onca maceradan sonra bulamayabiliriz. Adı üstünde film. Film gözüyle bakınca ve verileri de ele alınca tüm dünyaya yayılabilir ve %3 – %8 ölüm oranını düşündüğümüzde dünya nüfusunun yaklaşık 1 milyarı ölebilir. Ve bu ölenlerden birinin biz olma ihtimali düşük olsa bile korkutucu. Tabi burada ölme ihtimalimiz olan diğer tüm sebepleri yok sayarak sadece bu olaya odaklandığımızda çıkan tablo bu. Bu varsayıma göre dünyada 1 milyar insanın ölmesi demek köklü bir değişim demek olabilir. Belki yeni bir çağ bile denebilir. Değişim ise insanın en korktuğu noktadır. Çünkü organizma her zaman alışık olana yönelir vedeğişik olandan korkar. En iyi yol bildiğin yoldur deyimi de buradan gelir. Burada henüz bilinmeyen ve adı konamayan nokta bu tablo sistemin getirdiği kaosun olayları olduğundan çok daha büyük göstererek sebep olduğu psikolojik yıkım kısmıdır. 

Umutlu bakmanız için bazı nedenler

12-13 yaş altı ölünmüyor.

55 yaş altı yaşam şansı binde 998

65-80 yaş arası hayatta kalma şansı %95

80 yaş üstü hayatta kalma şansı %85

ve devlet her yönüyle alarmda ve gerekli önlemleri de herkes almaya çalışıyor.

Bu psikolojik kaos ortamında evde kalmak veya yaşlı yakınlarınız ile temas etmemek taşıyıp onları riske atmamak için çok önemli olabilir.

 

Türkiye’de 2018 tüik verileriyle yıllık zaten hali hazırda bulunan ve artarak devam eden ölüm nedenleri de şu şekildedir

Dolaşım sistemi hastalıkları 161.920

İyi ve kötü huylu tümörler 83.163

Solunum sistemi 52.568

Endokrin ve beslenme metabolizma 20.074

Dışsal yaralanmalar 18.462

Diğer hastalık, enfeksiyon ve parazit hastalıkları (grip te bu sayının içinde olabilir) 61.211

 

Bu rakamları vermemizin amacı olayı bütün olarak düşünmeyip sadece korona virüsü nedeniyle olan ölümlere odaklandığınızda yaşayacağınız korkunun size zarar vereceğidir.

 

Tüm bunlardan sonra neden korktuğumuzu daha iyi anlıyoruz. Peki korkalım o zaman demeyeceğiz. Tam anlamıyla endişemizi sıfırlamak da değil amacımız. Çünkü öyle yaparsak virüse karşı önlemler almayacağımız için tehlikeli bir durumda kalırız. Fakat korkudan hayatımızı durduracak bir durumdaysak buna dur demek bizim elimizde. Korku yeteri miktarda bizi ayakta tutan bir duygudur. Sınırları aştığında kontrol edilemez hale gelir ve bu yğzden virüsten çok korku bulaiıcıdır. Bu nedenle gerçekçi bir tehlike ile karşı karşıya kaldığımızı bilerek önlemlerimizi alacak, aşırı olanları kontrol edeceğiz. 

 

Amacımız olanın dışında bir felaket gösterisi ile normal hayatımızı karartmamak ve durumları sağlıklı değerlendirmektir. Olaya böyle sağlıklı bakabilmek ülke ve işletme ekonomisiyle birlikte bireylerin de gereksiz iş kayıplarını önleyip hayatı daha yaşanır kılacaktır.

 

Korona virüsü endişesinden uzak kalmak için yapılması gerekenler

 

  • Virüsle alakalı felaket tellallığı yapan kişilerden ve ortamlardan uzak durun.
  •  Sosyal medyada bu gibi paylaşımlar görüp hak verseniz bile paylaşmaktan kaçının.
  • Gerçek sağlık çalışanlarından doğru bilgiler peşinde olun.
  • Durumu aklı selim karşılayan sosyal ortamlarda birbirinize destek olun.
  • Yetkililerin önerdiği korunma yöntemlerini uygulayın.
  • Sürekli olarak endişeye dönen zihninize nazikçe gerçek bilgileri hatırlatın.
  • Zihniniz korkudan ayrılmıyorsa yapmayı sevdiğiniz başka aktiviteler ile odağınızı değiştirin.

  • Şu dönemde önerilen evde kal stratejisine uyarken zamanınızı kıymetli hale getirin. Uzun zamandır ayrı kaldığınız kendinizle buluşup en son neleri planlayarak ertelemiştiniz onları uygulamaya koyunuz .

Tüm bunlar işe yaramazsa endişe üzerine danışmak üzere bir uzmandan yardım alın. Bu endişeniz sizin geçmiş anılarınıza ve öğrenmelerinize bağlı olarak sizi zorluyor olabilir.

Burada akut olarak birinci amaç kaygı ve panik atak gibi psikolojik rahatsızlıkların tetiklenmesini önlemek. Gelecekte bu durumun travmatik bir tema olarak hafızanıza kazınıp geçmişin travması olarak geleceğinizi de etkilemesi. Olayı olduğundan büyük bir tabloyla algılayıp psikolojik olarak bir kaos ortamı yaratmamak ve sistematik olarak bütün ülkeyi etkilemesini önlemeye çalışmak en önemli amacımızdır.

 

Yine de durumu nasıl yöneteceğini bilemeyip Psikolojik Destek almak isteyen olur ise Psikolojik Danışmanlık Merkezimiz olan Psikosanat’a 0 532 580 06 40’tan ulaşabilirsiniz.